Cuma, Ocak 24, 2014

Aydınlıktan Karanlığa..

  Hatırlıyordu o sabahı Ninuella, yine kaçmışlardı tek aşkı Helianla görevlerinden, yine her zamanki izbe, rutubet ve aşk kokan odalarında buluşmuşlardı hazzı, ölümlülerin giydiği ve zaten hiç sevemediği elbiseleri

                                                                sevişiyordu yerlerde. 

  Bazen ne kadar büyük olduğuna bile şaşırırdı, fakat o sabah küçücük yatakta kayboluyordu boşluklarda. Helian'la bu kadar uzaklaş mıydı bir birlerinden diye soruyordu kollarını göğsünde birleştirirken. Sebebini de biliyordu aslında ve tek çare geldi aklına.

  Ninuella daha saftı Helian'a göre, alevin aksine ışıktan yaratılmıştı sonuçta.Onun özgürlüğüne nasıl zincirler vurabilirdi? Nasıl takabilirdi siyah kanatlarına prangaları? Onun da uyuyup uyuyamadığını bilmiyordu

                             - ki uyumuyordu Helian, korkusundan açamıyordu gözlerini - 

yine de derin bir nefes çekip bozdu sessizliği, " Uyumuyorsun biliyorum aşkım, beni dinle sadece zaten hiç konuşma. " dedi.

  Helian sonunda bu anın geleceğini biliyordu en başından itibaren. Nasıl bir çare bulmalıydı bu doğacak soruna diye düşünürken Ninuella devam ediyordu.

  -Artık tükendim aşkım saklı bir hayat yaşamaktan, kaçalım bir şekilde, yeni bir hayat kurmak ne kadar zor olabilir ki birlikteyken ? Şu anımızın yasak olması kötü olduğu anlamına mı gelir? Helian aşkım, yasakta olsan benimsin ve seninim bende. Sen yeni olan her şeyden korkarsın ama yeni olan kötü olacak diye bir şey yok sevgilim. Bırakalım görevlerimizi ve gidelim buralardan.

                                                - küçük sessizlikten daha sonra -
  -Helian? dedi Ninuella.

  Helian kendini hiç bu kadar çaresiz hissetmemişti. Neden birden böyle bir şey söylemişti? Halbuki çok seviyordu buraları ve gerçek evini. Neden istemişti kaçak hayatını? Döndü tek aşkına doğru yavaşça, fakat donuk bakıyordu Ninuella'nın beklentili bakışlarına karşılık. "Bunu daha uygun bir zamanda konuşmalıyız ışığım" diyebildi sadece. Hızlı hızlı giyinmeye başladı. Elleri dolanıyordu birbirlerine heyecandan.
                                       "Lanet olası fani kıyafetleri" dedi içinden.
   Bir kaç parçasını giymeden eline alarak kıyafetlerini, sadece elini sallayarak Ninuelaya çıktı kapıdan aniden. Şok olmuştu Ninuella, olduğu yere çivilenmişti sadece.
                             Her ayrıldıklarında ki öpücüğü vermeyi bile unutmuştu Helian.

  Ninuella acı bir gülümsemeyle başı yere eğik bir şekilde gömleğinin düğmelerini iliklerken yatağın ortasında, iki damla düştü çıplak bacaklarına.
Hep "Fani bedenin kötü tarafları" dediği şeyin ne kadar rahatlattığına inanamıyordu. Gerçek bedeninde ağlayamazdı. Saatlerce hıçkırıklarını kesemedi. Biliyordu Helian'ın izlediğini,
                                                                                                                                               biliyordu...
  Saatler sonra kapının altından bir kağıt parçası süzüldü. Ninuella dehşete düşmüş bir şekilde kağıda baktı ve ağır tedirgin adımlarla ilerlerken, kimin gönderebileceğini düşünüyordu. Kimse burda olduğunu bilemezdi ki! Tabi, sadece bir kişi dışında... Hızla aldı ikiye katlanmış kağıdı yerden, 'Ninuella' yazıyordu ve bu el yazısını da tanıyordu lanet olsun ki. Açtı ve okumaya başladı mektubu. "Papatyam" diye başlıyordu mektup, bir birlerine fani varlıkların isimlerini koyarlardı, hiç de sevmezdi bunu aslında Ninuella,
                                                                       bir ömür biçmiş gibi hissederdi bu sözcüklerin onlara...

- Papatyam, Işığım, benim tatlı meleğim... Ninuellam...
Sana hayır demek istemezdim fakat Karanlığın ve ateşin kainatına aitim. Sana hiç söyleyemedim ama sen benim tek huzur kaynağımdın. Hayatımdaki bütün keşkeler yerine tek 'iyi ki'mdim. Aşkım ayrılıyor artık hayatlarımız, ayrılıyor yollarımız ve kanatlarımız.
                                          Daha iyi olmak isterdim, sana layık olmak. Affet beni Ninuellam, affet...

  Ninuella dizlerindeki gücün tükendiğini hissetti... Aklının ucundan geçmiyordu bu cevap. Bu nasıl olabilirdi? Nasıl verebilirdi bu cevabı? Bir birlerine en başında söz vermişken nasıl bırakabilirdi Helian, nasıl?

  Aşkın verdiği sıcaklık yerini buz gibi bir duyguya bırakmıştı, şimdiye kadar hiç hissetmediği Ninuella'nın. Huzur bahçeleri alt üst olmuştu açıklayamıyordu bu duyguyu. Kaşları çatılmıştı istemsiz, gözlerini sildikçe daha da akıyordu yaşlar, sinirden...
                                                                                                                                    Açtı kanatlarını...
Devam edecekti kaldığı yerden biliyordu. Biliyordu duyguların onu öldüremeyeceğini ama çok acıtıyordu. Savurdu yukarıdan aşağı kanatlarını, yükseldi yerden, daha hızlı bir kez daha.. Bir kez daha...
Aşağıya baktı son kez, son kez baktı yataklarına. Karanlıklar altında kalıyordu ayaklarının. Bu soğuk duyguyu o an açıklayabildi,
                                                                                                                      nefret ediyordu Heliandan.
Tek isteği vardı bütün kainattan artık, Helian'ın asla mutlu olamaması.

  Ahh Helian... seninde bir şeylerin kopmuştur umarım içinde... sende benim gibi gömül karanlıklara. öyle bir kaybol ki kendi kendine, öyle bir yarım kal ki... Tanrın bile bulamasın seni, kurtaramasın. her geçen saniye biraz daha kaybet parçalarını, biraz daha öl. parçalarını elinde tutmaya çalıştıkça yansın için. ama en önemlisi sonsuz olduğunu gör... bunun hiç bitmeyeceğini gör... bir parçamı bıraktım artık ve eksik gidiyorum buradan, sende öyle bir zamanda eksik kal ki ölebilmek için dua et.Helian, karanlık aşkım... kendini harcanmış, kandırılmış gibi hisset bana hissettirdiğin gibi...bütün yok saydığın emekler, o bütün anılar... asla bırakmayacak peşini, asla... artık her anımda tek bir dileğim var aşkım, Tanrı seni en büyük karanlıklarda yapayalnız, kimsesiz bıraksın, biçare...

Salı, Ocak 14, 2014

Daha erken...

Saat daha erken, akrep yelkovanla sevişiyor beş ile altı arasında ve gülümsüyorum,
Onlar bile kavuşuyor…
Hatırlamaya çalışıyorum, evet şeftali tonuydu dudakların, aynı tadı gibi.

Duvarları dinliyorum , inildiyorlar, sanki konuşmasalar anlayamayacağım yalnızlığımı.
Sigaramın dumanı beyaz bir şal gibi süzülerek odamda, omuzlarımı örtüyor.
Sanırım bu zehir bile senden çok düşünüyor beni.

Hop dur, daha erken dedim ya! 
                                                      Daha bitmedi sevişmeleri yuvarlak yataklarındaki.

Gün ışığı vurmaya başlıyor odamın zeminine ve ben kendi raylarımı parçalıyorum
Parçalıyorum ki çıkayım demleme hüzün kokan yoldan.
Vagonlarım devriliyor ardı sıra, yolcularım savruluyor 
                                              Ben kendi cinayetimi işliyorum her gece şu dakikalarda.

Gerçeğin soğukluğunu bilsem dahi hikayemin, kaza süsü veriyorum sorduklarında.

Bak bitiyor artık dakikalık buluşmaları, yinede bizden çok görüşüyorlar sayı aralarında.

Karar Zamanı

Artık bir karar vermen gerek, karar vermem gerek.
Avcunun içine baktığımda dudak izimi görmek istiyor musun hala?
Konuşurken çok öpüşmek isteyince çaktırmadan dudağına dokunmayı peki?
Peki istemediğin bir şey olduğunda sadece bana

                                                                                                                 "Ağlamış gibi yapmayı" ?

Zaten odada yapayalnızken kulaklarımıza doğru eğilip sessizce sevdiğimizi söylememizi?
Seninle evlerimize dönecekken kaçırdığımız otobüsün hayatımdaki tek

                                                             "Hay Allah!" yerine "olsun 10dk daha seninleyim" olduğunu?

O zaman beni bırakmayacaksın arkadaş,
çok canın sıkılsada, ben yanındayken nefes bile almakta zorlansan da

                                                                                                                            bırakmayacaksın..

Seviyorum çünkü lan ben, sende seviyorsun...
O vakit, bırakmayacaksın beni, benim seni bırakmadığım gibi..

                                                                                                                                      Tamam mı?